Markar ESAYAN
AK Parti, güçlü bir şekilde çıktığı Kongre'sinden sonra, 1 Kasım genel Seçimleri'nde yarışacağı listeleri de YSK'ya teslim ederek startını verdi.
Mensubu olduğum bu hareketin listesinde olmak benim için gurur verici bir olay. Başta Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu olmak üzere, takdir gösteren herkese teşekkür ediyorum. Düşünsenize, 20 milyonluk bir ailenin 550 adayı arasına giriyorsunuz. Tarihe yön veren bir hareketin parçası olmak, değerini bilen bir insan için eşsiz bir mutluluk kaynağı.
Ancak, benden geride, son sıraya kadar yer alan arkadaşlarımın hepsinin ve listelere giremeyenlerin bu göreve benden daha layık olduğunu düşünüyorum. Bunu lafın gelişi söylemiyorum, yüreğimde hissediyorum. Bu teşkilatı tanıdım, bu büyük ailenin her ferdinin ne büyük özveriyle bu davaya gönül verdiklerini, baş koyduklarını gördüm.
Seksenli yıllarda çocuk, doksanlı yıllarda ise gençtim. Yenilgi, ümitsizlik, karamsarlık, yeis benim karakterime tersti. Ama devlete ve ülkeme baktığımda bunların baskın olduğunu görüyor ve kederleniyordum. Kahir ekseriyet, “Bu ülke düzelmez, bizden adam olmaz” kanaatini taşıyordu. Sokaklarda yükselen sadece çöp dağları değildi, ümitsizlik ve kendine güvensizlik yürekleri ele geçirmişti. Ben buna isyan ediyordum.
İsyan ediyordum da, bu çilekeş halkın kaderini kim değiştirecekti? Ufukta hiçbir ışık gözükmüyordu. Darbeden sonra Turgut Özal'a tutunmuş, onun medya ve bizzat eski partisi tarafından linç ve tasfiye edilmesini çaresizce izlemiştik. Sonra 28 Şubat geldi. Eşzamanlı olarak Güneydoğu'da kan oluk oluk akıyordu. Ekonomik krizlerden başımızı kaldıramıyorduk. İnsanlar, ama özellikle gençler bir yolunu bulup kapağı dışarıya atmaya çalışıyorlardı.
2001 Şubat krizinde herkes üzülür, ailem de bir esnaf olarak ağır zarar görürken, ben bunda bir hayır olabileceğini yazmıştım, hatırlıyorum. İşlevsiz kalan merkez partilerin çökmesi, başgösteren siyasi bunalım ve devletten geçinmeli sistemin artık duvara toslamış olması yaratıcı bir kriz gibi gözükmüştü bana.
Verili sistem kendi cüssesi üzerine çöküyordu ve bu bir fırsat olabilirdi. O zamanlar dikkatimi Milli Görüş'te yaşanan ayrışmaya yönelttim. Erdemliler/Yenilikçiler Hareketi'nin söylemleri, uzaktan bile hissedilen enerjileri değişik, yeni ve ümit vericiydi. Jakoben laikler ve solculardan bir hayır gelmeyeceğini anlamıştım. Onlar müesses nizamın üreticileriydi, bunu çözmüştüm. Ne varsa, bu ülkenin, devletin çeperinde tutulmuş halk kesiminde vardı. Bu devleti, bu düzeni ancak onunla menfaat ilişkisine girmemiş/girememiş bir sosyolojik kesim ve ondan neşet edecek politik güç değiştirebilirdi.
O günden beri AK Parti'yi destekliyorum. Hayatımda en emin olduğum birkaç şeyden biri bu tavrımdır. Nitekim AK Parti muazzam işler başardı, ülkeye paradigma değiştirtti. Bu değerinden bir şey kaybetmedi. Başına gelen onca pespaye girişimlere karşı, siyasi zemini korudu, sorumsuz davranamdı, yılmadı, ayakta kaldı. Böylelikle AK Parti sayesinde, ülkede seçimler, sandık, yani millet iradesi tayin edici role kavuştu. Üç seçim öncesi yaşanan darbe girişimleri, beş benzemezlerin sırf lideri indirmek, partiyi bölmek ve sosyolojiyi parçalamak için giriştiği zelil işler, sonuçta sandığı etkilemeye dönüktü ve bunun kendisi bile büyük bir gelişmeydi. Ve bunu evet, bu parti sağladı. Darbecileri zorla, yüzeysel de olsa, siyasi zemine çekti.
Evet, bugün Kılıçdaroğlu ve Duran Kalkan aynı cümleleri sarf ediyor olabilir. Medyanın bir bölümü ise PKK ve FETÖ ile zımni ortaklık içindeler. Ama seksen, hatta 200 yıllık bir aks öyle pat diye değişmiyor. Bir ülkeyi kaybediyorlar ve o ülke imparatorluk bakiyesi olan Türkiye olunca, her türlü taktiğe hazır olmalısınız.
Nihayetinde PKK ile anlaştılar. Erdoğan ve AK Parti'yi devirme ihalesini, Güneydoğu'yu Kobanileştirmek karşılığında bu kanlı örgüte verdiler. 6-8 Ekim'de, Cizre'de denenen buydu. PKK duvara tosladı, Kürt vatandaşlarımız bunlara kulak asmadı. HDP'nin büyüsü kayboldu, gerçek yüzü ortaya çıktı. MHP ise milliyetçi tabanı için tam bir hayal kırıklığı.
Ahmet Altan'ın, AK Parti'yi en zor döneminde yüzde kırkın üstünde tutan halkı ahlaksızlıkla suçlaması boşuna değil. Ahmet Altan boş veya sıradan bir adam değildir. O halka bu kadar kızgınsa, anlayın ki ümitler boşa çıkmış, istenen elde edilememiştir. Kızmak yerine sevinmelisiniz.
Bunlar AK Parti ayakta kaldığı, lideri, genel başkanı, partisi ve seçmeni ile birlik olabildiği için başarıldı. Bu birlik, dava bilinci, cesaret ve enerji bizim en değerli ürünümüzdür ve gerisinde 200 yıllık çileli, ilmek ilmek örülmüş bir hikaye yatmaktadır.
Ben Kongre'den beri ve listelerin yayımlanması ile AK Parti'nin şarj ettiğini, enerji saçtığını ve 2002 benzeri bir ruha geri döndüğünü hissediyorum. Bu enerjiyi çoğaltarak seçmenlerimize geçirebilirsek, 2023 vizyonunu gerçekleştirebilir, 2053 ve 2071 nesillerine güçlü, birlik içinde, sorunlarını çözmüş lider bir ülke bırakabiliriz. Benim en büyük hayalim budur. O zaman bana bahşedilmiş hayatı en anlamlı şekilde değerlendirdiğimi düşünecek ve bu hayattan öyle ayrılacağım.
Bir insanın bence en değerli varlığı, bu dünyada kendisini adadığı, vicdanına rahatlıkla anlatabildiği bir davası olmasıdır.
Etrafımızdaki birçok kayıp ruhun, bu kadar gayriahlaki bir noktaya savrulmasının nedeni de bir davaya sahip olmamalarıdır.
O yüzden bizi hiçbir zaman anlayamayacaklar. Çünkü gerçekten başka dünyaların, başka değerlerin insanlarıyız.
Ve bu siyasetin de üstünde, hayatın tamamıyla ilgili bir mesele.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019